Devrekani

İLÇENİN TARİHÇESİ

Eski bir yerleşim yeri olan Devrekani höyük ve harabeleri,han ve hamamları, çeşme ve camileri ile arkeolojik yönden zengin bir yerleşim yeridir. Coğrafi durum itibariyle dağlık bir Bölge olan KASTAMONU ve çevresi prehistorik çağlardan zamanımıza kadar pek çok kavim ve devletin istila sahası olmuştur.

FATİH’İN ANNE VE BABASININ DÜĞÜNÜ :

İsfendiyar Bey’in mektup ve hediyelerinden memnun kalan İkinci Murat kırgınlıkları unutarak Candaroğulları topraklarına dokunmadı. Çaşnigir başı Elvan Bey başkanlığında bir heyeti birçok hediye ve mihr ile birlikte 1423 yılında Kastamonu’ya gönderdi. Devrekani’ye geçen heyet Çayırcık Köyüne geldi. Sultan Murat ile Hatice Alime Hüma Hatun’un düğünü Çayırcık köyünde yapıldı. Devrekani’deki     düğün töreninden sonra gelin yükte hafif pahada ağır pek çok hediye ile Bursa’ya gönderildi. Bursa’da  ise İkinci Murat’ın kız kardeşlerinden biri İbrahim Bey’in oğlu İsmail Bey ‘e ,birisi Anadolu Beylerbeyi Karaca Paşa’ ya ,üçüncüsü de Candarlızade Halil Paşa’nın oğlu Mahmut Çelebi’ye verildi. Düğünlerin hepsi 1424 yılında aynı anda yapıldı.  İkinci Murat ile evlenen Hüma Hatundan 1431 yılında Sultan Mehmed Han (Fatih) dünyaya geldi.

Bu olayın anısına her yıl Mayıs ayının son haftasında Çayırcık Mahallesinde fetih şölenleri düzenlenmektedir.

Bundan sonra Osmanlılarla Candaroğulları arasında sıkı akrabalık bağları gelişti. Daha sonra Fatih’in kız kardeşi de Candaroğulları Bey’ i İsmail Bey’le evlendi. Birtakım huzursuzluklar ve kardeş kavgalarından sonra Candaoğulları  Beyliğine son vermek isteyen Fatih, Mahmut Paşa komutasındaki orduyu Kastamonu ve Sinop’ u almak üzere gönderdi. Kardeş kanı dökülmesini istemeyen İsmail Bey teslim olarak Fatih’in huzuruna çıkarıldı. Saygı ile karşılandı. Fatih’ten  büyük hürmet gördü. Candaroğulları  Beyliğine getirilen Kızıl Ahmed Bey Bir süre Osmanlı Valisi gibi görev yaptı ve 1461 yılında Beylik fiilen sona erdi.

OSMANLI DEVLETİ İDARESİNDE KASTAMONU : (1460-1923) : 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Candaroğulları devletine son verilmiş ve Kastamonu’da Osmanlı Devletine  bağlı sancak haline getirilmiştir. Bu süre de Kastamonu istilaya maruz kalmamıştır. Pek çok imar faaliyetlerinde bulunulmuştur. Bir daha istila görmeyen Kastamonu ve  İlçemiz Devrekani bu dönemde Kastamonu’ya bağlı bir köy olarak kaldı. Bu durum Tanzimat` a kadar devam etti ve 1906 yılında çevre köylerin kendisine bağlandığı nahiye haline getirildi.

DEVREKANİ’DE TARİHİ ESERLER

İSMAİL BEY CAMİSİ: Cami Devrekani merkezinde ve İsmailbey mahallesindedir. İsmailbey tarafından  yaptırıldığı Kastamonu Şerire sicillerinde (No.86,T.1231 sah.50) de gösterilmektedir. Kitabesi yoktur. Bina   moloz taşından harçla yapılmıştır. Çatısı ahşap üzeri kiremitlidir. Döşeme,tavan ve minber tahtadır. Mihrap alçı,fakat basittir. Minaresi tuğladandır. (İkinci minare yeniden yapılmıştır.) Namaz salonunun yüz ölçüsü (18.5 x11.5 m.) dir. Son yıllarda eklenen bir bölümün sağında abdest alma yeri , solunda ise bir oda bulunmaktadır.

Vakıfların malı olan caminin mimari kıymeti yoktur. İsmail Bey’ in eseri olduğu cihetle tarihi kıymeti vardır. Bir imam hatip ve bir müezzin kadrosuyla cami ibadete açıktır.

ÇAYIRCIK HAMAMI: Hamam  Devrekani’nin yirmi dakika batısındaki çayırcık köyünde (mahalle) moloz taşından harçla yapılmıştır. (9×8 m. büyük.) olan soyunma yeri ahşaptır. Hamamın (2,5 m) olan bir giriş aralığı ile aynı büyüklükte  birbiri içinden geçilen bir hizada üç tane halveti vardır. Halvetlerin üzeri kubbelidir.

Hamam Çayırcık köyünden Ahmet ve Mehmet Güney’in tasarrufunda olup, haremeyn vakfından olduğu söylenmektedir.

Günümüzde harap vaziyetteki hamam asırlardan beri halk tarafından “Gelin Hamamı” olarak anılmaktadır. Bu ismin kaynağı burada yapılmış olan meşhur düğündür.

DEVREKANİ TUMULÜSLERİ:

Devrekani merkez ve çevre köylerinde birçok tumulüs olduğu görülmektedir.

Bunlardan bazıları:  İlçe merkezinin güneyindeki Mantarlık ve Bayram tepeleri, Laçin köyü Celi deresinde üç tumulüs, Habeşli köyünde Pınaz ve Oyalık tepeleri, Bozkocatepe köyü Terzi ve Hamallar Mahallesindeki tepeler, Mütevelli mahallesindeki yığma tepeler,Bıngıldayık , Ulamış ve Kurt köylerinde  bulunan tumulüslerin hepsi de  maalesef kontrolsüz olarak kazılmışlardır.

KURTULUŞ SAVAŞINDA DEVREKANİ:

Osmanlı İmparatorluğu 500 yıl üç kıtada egemen olduktan sonra  duraklama, gerileme ve dağılma sürecine girmişti. Yurdumuz (Bu günkü Anadolu toprakları) da bir fiil işgal edilmiş ve Türk Milletini topyekün  ortadan kaldırma ve tarihten silme planları yapılmaktaydı. Kastamonu’luların kurtuluş savaşına fiilen katılış tarihi ,İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin ertesi günü yani 16 Mayıs 1919 tarihidir. Bu tarihte Kastamonu ve çevresinde işgali protesto mitingleri başlamıştır.19 Eylül 1919 tarihinde Müdafa-i Hukuk cemiyetine giren Kastamon’lu lar resmen Kurtuluş Savaşına başlamış oldular. Kuvay-i Milliye ile birleştikten sonra da büyük bir Yurtseverlik örneği göstererek İnebolu-Ankara  arasında çoluk- çocuk, genç-ihtiyar kağnı arabaları ile cephane taşıdılar.

İşte Devrekani Müdafa-i Hukuk Cemiyeti:

Başkan: Mühtüoğlu Mehmet Bey

İkinci Başkan: Kulaksızoğlu Hacı Osman Bey

Üyeler : Vefaoğlu İzzet Bey, Çalcalı  Numan Bey’lerden oluşmuştur.

Kurtuluş savaşında milli mücadeleyi en çok destekleyen ve bu uğurda en çok şehit veren bölge Kastamonu ve çevresi olmuştur. Bunlardan bir tanesi de Şehit Şerife Bacıdır. Kastamonu  ve Seydiler ilçesine yapılan anıtlarla ebedileştirilmişlerdir.

Devrekani’li Necibe Hanım: Baltacak köyünden olan 1323 doğumlu Necibe İşitir  Gençlik yıllarında Şehit Şerife Bacılarımız gibi bizzat İnebolu-Kastamonu arasında kağnı ara baları ve katırlarla cephane ve mermi taşımıştır.16.03.1996 yılında vefat eden Necibe Hanım ilçe merkezinde Necibe Nine adı verilen şehitliğe gömülmüştür. Cefakar Türk anasını saygı ve rahmetle anıyoruz.

ATATÜRK KASTAMONU’DA:

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK  Türk İnkılaplarını yapmaya devam ederken Şapka inkılabı için Kastamonu’yu seçti ve 23 Ağustos 1925 günü İlimize geldi. 25 Ağustos 1925 tarihinde İnebolu’ya geçti. 28 Ağustos1925 İnebolu’dan dönüş ve Devrekani.

ATATÜRK DEVREKANİ’DE:

Şapka inkılabını  gerçekleştiren Atatürk İnebolu dönüşünde Kastamonu Milletvekili Mehmet Fuat Bey tarafından çiftliğine davet edilmişti. Devrekani o yıllarda Kastamonu Merkez ilçeye bağlı bir bucak idi. Gazi’miz Devrekani Bucak merkezinden geçerken otomobili biraz durdu. Bucak halkı, köylerden gelenlerle birlikte ve başlarında Bucak Müdürleri olduğu halde toplanmış, Gazi’yi alkışlıyorlardı. Sevgili Gazi’miz halkın sevgi ve saygı alkışlarına ,Panama şapkası ile selamlayarak karşılık verdi ve teşekkürde bulundu. Vali Fatin Bey’in işareti üzerine Bucak Müdürü Avni Bey, Gazi’mizin otomobilinin çamurluğuna alındı. Çiftliğe doğru hafif tempo ile hareket edildi. Otomobil yavaş gittiğinden Bucak Müdürüne sevgili Gazi’miz şöyle bir soru sordu:

-Buraya Devrekani adı neden verilmiştir, biliyor musunuz?

Bucak Müdürünün cevabı şu oldu:

 -Kastamonu, Fatih Sultan Mehmet’ten önce İsfendiyar Beyliğinin merkezi iken Beylerin çoğu, özellikle sonuncusu İsmail Bey, yaz aylarını bu ovanın ,şimdi Devrekani  dediğimiz Bucak merkezinin dolaylarında geçirirmiş. Çayırcık köyünde saraylarının, hamamlarının ve hatta ahırlarının yıkıntılarına rastlanmaktadır. İsfendiyar  Beylerinin yaz aylarında buraya göç etmesi nedeni ile yanlarında çalışanlar, “Bu ova,artık devletliler mekanı oldu.” Derlermiş. Halkın dilinde bu söz zamanla değişerek Devrekani olmuştur; demişti. Bu fikir ve görüşe karşı Gazi’miz karşılık vermemiş,sessizce dinlemişti. Artık çiftliğe de yaklaşılmıştı. Bucak Müdürü fikrini doğrulamak için;

-Çiftlik sahibi Milletvekili Mehmet Bey’e Müftüoğlu derler. Bu iki kelime halk lehçesinde bir kelime halinde birleşerek Müfto’nun Mehmet Bey olmuş dedi. Otomobiller de bu sırada çiftliğe geldi.

Mehmet Bey’in güler yüzü, babacan tavır ve hali, Gazi’mizin çiftliğine teşrif etmesi yüzünden  duyduğu sevinç,neşe içinde, hoşgeldiniz diyerek Büyük Misafiri karşıladığı sırada Ata:

-Köylüler hep Müftonun  Mehmet Bey derlermiş,öyle mi? Diye sorunca, o da;

-Evet Paşam  öyle derler diye onayladı.

Aslında konuksever bir insan olan Milletvekili Mehmet Bey, çiftliğinde cidden çok itinalı bir sofra hazırlamış,büyük otellerin lokantasında bulunan nefis yemeklerle çiftliğin ürünü olan sütlü yiyecekleri, çiftlik hayvanlarının etlerinden çeşitli yemekleri,tatlıları ve çeşitli sebze ve meyvaları hazır bulundurmuştu. Açık havada neşeli konuşmalar ve sohbetler yapılırken Mehmet Bey, Büyük Misafirini ve beraberindekileri ağırlıyordu.

Gazi Mustafa Kemal çiftliğin korusunda bir müddet dinlenir ümidiyle Mehmet Bey, yere halılar serdirmiş,yataklar,şilte ve yastıklar hazırlatmıştı. Koruluk,imrenilecek bir hal almıştı.Mehmet Bey’in düşündüğü gibi oldu. Yemekten sonra korulukta, çamlar altında Gazi bir saat kadar dinlendiler. Saat 18.00’ da Kastamonu’ya hareket ettiler.(Atatürk’ün Kastamonu  Gezisi Ve Şapka Devrimi. Valilik Yayınları)

Atatürk’ün Devrekani’ye gelişi yıldönümü olan 28 Ağustos günü ilçemiz Bozkocatepe Kurukavak mahallesinde bulunan ve halen Müftüoğullarına ait olan bu çiftlikte törenlerle coşkulu kutlamalar yapılmaktadır…

TURİZM:

İlçe ;temiz havası  ve bozulmamış tabiatı ile özellikle yaz mevsiminde dinlendirici bir özelliğe sahiptir. Ancak konumu itibariyle doğal güzellikler,tarihi ve turistik yerlerin azlığı sebebiyle turizm canlılığı çok azdır. Yaz aylarında serinliği ve büyük şehirlerin gürültüsünden kurtulmak isteyen gurbetçilerimiz köylerine ve evlerine geri dönerek bir müddet burada dinlenmektedirler.

İlçe pazarının Pazar günü olması nedeniyle çevre il ve ilçelerden gelenlerin çok olması ilçe de Pazar günlerinin  hareketli geçmesine sebep olmaktadır.

Yazılı kaynaklarda ilçenin Osmanlılar zamanında da dinlenme yeri olarak seçildiği görülmektedir. İlçe 5000 yıl öncesinin uygar bir yerleşim yeri olarak tarih hazineleri ile doludur.

Devrekani Kınık kazısında bulunan bazı arkeolojik eserler

Özellikle Kınık harabeleri başta olmak üzere höyükler ve ören yerleri bakımından zengin bir yapıya sahiptir.

Mesire ve dinlenme yeri olarak da Alaman Çamlığı, Yaralıgöz dinlenme tesisleri,İlçedeki  Baraj ve Göletler önemli yer tutmaktadır.

Ayrıca gerek ormanların gerek barınma yerlerinin çok olması sebebiyle ilçemiz av turizmi bakımından da zengindir. Mevsimine ve kanunlara uyulduğu takdirde Balık,Karaca,Tavşan,Tilki,Kurt,Yaban Domuzu,Ördek vb. gibi av hayvanları ilçemizde bol miktarlarda bulunmaktadır.

İlçede eskiden panayır adı altında bir hafta süre ile yapılan ticari ve sosyal içerikli programlar kaldırılmış olup yerine sadece Pazar  günleri yapılan ticari canlılık kalmıştır. Fatih Sultan Mehmet Han” ın İstanbul”u fetih yıldönümlerinde ise Annesinin gelin olduğu Çayırcık mahallesinde bir günlük “Fetih ŞÖLENİ” düzenlenmektedir. Kastamonu Kamu Çalışanları Vakfının organize ettiği bu şölen 12 yıldan beri devam etmekte ve çevre il ve ilçelerden gelenlerle ilçeye günü birlikte olsa bir canlılık kazandırmaktadır.

Yaralıgöz  İsmi: Her yerin isminin bir efsanesi olduğu gibi Yaralıgözün de ismi hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birine göre bu kayanın üzerinde bulunan yerleşim yerinde gözleri yaralı veya ama (Kör)  birinin yaşadığı ve isminin oradan geldiği;

Başka bir söylentiye göre ise kayanın çok yüksek olması ve sürekli kaya üzerinde şiddetli rüzgarın esmesi şeklinden esinlenerek  Yel,   Çok yüksek oluşu sebebiyle etrafı gözlemek veya gözetmekten ise Göz kelimeleri bir araya getirilerek  halk arasında  söylenen “Yelligöz” sözcüğü zamanla  Yaralıgöz  olduğu tahmin edilmektedir.